13 Ağustos 2009 Perşembe

deniz yeşili - I


denize döndü yüzünü
saçlarında hırçın dalgaların köpüğü
eteklerinde bir avuç ihanet
küstü deniz
ihaneti kustu deniz
kanadı minik avuçları
yandı deniz…
görmediniz….

ve ben..
denize karıştım birden
ve hiç istememişken
bana karıştı deniz
gözlerin yaptım
yeşilini aldım da denizin
perçemin yaptım
yosununu aldım da
deniz gibi sevdim seni
tuzuna kandım da
yarama bastım

denize döndüm yüzümü
deniz gözlü kız
denize döndüm !!!
denizi gözlerinde gördüm
yeşili denizinde
sevdan
ağulu bir nefesti genzimde
denize döndüm yüzümü
denize döndüm
denizin karıştı denizime

Kutsal Devrim Seçinti

Ağustos 2009 / Ankara

30 Mayıs 2009 Cumartesi

Oğlum ve ben.. Bir de babam...



Lisedeydim. Bir gün akşam yemeğinde babamla tartıştık, konuyu şimdi hatırlamıyorum ama haksızdı. Benden tepki bekliyordu, bense susmuştum. İşte bunu hiç kimse beklemiyordu 17 yaşındaki bir delikanlıdan. Aradan 2-3 dakika geçti, haksızlığını anlamış olduğundan mıdır, tepkisizliğime duyduğu şaşkınlıktan mıdır bilmem; bana, kendisine kızıp kızmadığımı sordu. "Hayır" dedim, "sana kızmadım". Önce gözleri ışıldadı, sanırım "oğlum ne yaparsam yapayım bana kızmayacak kadar çok seviyor beni" diye geçirdi içinden. Ama ben devam ettim, "hayır baba, sana kızmadım, bazen o kadar iyi bir baba oluyorsun ki,tamam diyorum kendi kendime, ileride çocuğuma böyle davranacağım... Ama bazen de öyle haksızlıklar yapıyorsun, öyle gereksiz yere kızıyorsun ki hiç beni dinlemeden,tıpkı bu gece olduğu gibi, işte o zaman da kendi kendime 'hayır' diyorum, 'asla çocuğuma böyle davranmayacağım' Yani sana kızmıyorum baba, çünkü bana nasıl baba olunacağını ve nasıl baba olunmayacağını gösteriyorsun. Bu, kızgınlık değil teşekkür hakeder...
Oda buza kesti birden, sanki tüm ışıklar sadece babamı gösteriyordu, sanki herkes ondan bir cevap bekliyordu. Sert ve cezalandıran bir cevap. Ama öyle olmadı, babam son lokmasını ağzına götürürken geri masaya bıraktı, sessizce kalktı ve odayı terketti, benimle bir hafta konuşmadı. Sonra tekrar, bu son yaptığı hareketin de yanlış olduğunu anlayarak bir gün odama geldi, "o gece yaptığım son hareket yanlıştı, gene seni kırdım ve kızdırdım galiba" dedi. Hayır dedim, beni kırdın , ama kızdırmadın. İleride ben, oğluma karşı, odayı terkeden olmayacağım, bunu gösterdin, teşekkür ederim, ama hatalıysam, bir hafta sonra bile olsa oğlumun odasına gelip ondan özür dileyeceğim, bunu da gösterdin tekrar teşekkür ederim."
Babam odayı tekrar terketti, ama bu sefer bakışları farklıydı, kızgınlık ya da dargınlık değil gurur vardı yüzünde. Aradan yaklaşık 15 yıl geçti, babam bir daha beni hiç kırmadı. Sanırım ben de onu kırmadım. Oğlum şimdi 3,5 yaşında ve ben o günü hiç unutmadım.

Kutsal Devrim Seçinti

Mayıs 2009 Ankara